art ameca logo

İzlediklerim, okuduklarım, dinlediklerim üzerine kişisel bir arşiv.Kendime notlar, belki birilerine ilham...

← okudum

Erken Kaybedenler — Emrah Serbes

·2 DK OKUMA·2009 · 143 SAYFA · İLETİŞİM YAYINLARI·AMECA: 4★GOODREADS: 4,01

Erken Kaybedenler - Emrah Serbes Kitap İncelemesi

“Dizinin dizime değişi, Handan’ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı… Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi…”

Hayata yenik başlayan, babalarıyla sessiz savaşlar veren ve ilk aşkın acısını arabesk bir ciddiyetle yaşayan mahalleli erkek çocuklarının trajikomik manifestosu var bu kitapta. Büyümenin yaralayıcı bir süreç olduğunu, mahalle hayatının filtresiz, isyankâr jargonuyla işliyor. Emrah Serbes Erken Kaybedenler’de çocukluğumuza ışınlıyor bizi.

Artılar & Eksiler

  • ➕ Ergenlik öfkesinin samimi ve hiç kasmadan aktarılması. Hem kahkaha attıran hem de “aga beee” dedirten inceden boğaz düğümleyen, kaliteli işlenmiş kara mizah dengesi.
  • ➖ Benzer öykülerle hafiften tekrara düşme hissi.

  • 🚬 Baba Figürünün Çöküşü: Bu çocukların en büyük travması, kahraman sandıkları babalarının aslında aciz, yorgun ve yenilmiş sıradan adamlar olduğunu fark ettikleri anlardır. İdollerin yıkılışı kitabın ana omurgasıdır.
  • 💔 Dünyanın Sonu Olarak İlk Aşk: “Kız meselesi” yüzünden çekilen o abartılı, her yeri yakıp yıkacakmış gibi duran ama aslında çok naif olan o devasa sızılar.
  • 🚲 Bir Okul Olarak Mahalle Kültürü: Sokak; çocuğu ezen, şekillendiren ve ona acımasızca erken büyümeyi öğreten sert bir karakterdir.

“Dizinin dizime değişi, Handan’ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle…”